Meltem Reyhan
04/05/2026
5-6 Mayıs HIDIRELLEZ Bayramı … Hızır ve İlyas Peygamberin buluşması (Hıdırellez)
Her ikisi de bereket dağıtır ve sıkıntıda olanlara ferahlık verirler. Yeryüzünde buluştukları gece birbirlerini aramak için gül kokusunu takip eder, gül ağacının altına bakarken yazılmış dilekleri, çizilmiş resimleri görür, onlara dokunur ve olması için dua ederlermiş.
Kerametleri
Uğradıkları yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunarlar.
Dertlilere derman, hastalara şifa verirler.
Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlarlar.
İnsanların şanslarının açılmasına yardım ederler.
Uğur ve kısmet sembolüdürler.
Mucize ve keramet sahibidirler.
Türkiye’de Hıdırellez Bayramı 6 Mayıs (5 Mayıs Gecesinden başlar) tarihinde kutlanır. Bugün, Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St. Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.
Bu kutlamalarda yapılan ritüelleri paylaştım. Umarım dile getirdiğimiz güzel dileklerimiz kolaylıkla gerçekleşir.
07/04/2026
Desinler... Ya da... Demesinler. Şu fotoğraftaki palamar gibi; bizi bir yere, bir duruma, hatta bir dünya görüşüne sımsıkı bağlayan o görünmez düğümler... Bakınca, vapurun o devasa cüssesine göre palamar dediğin aslında pek de kalın sayılmaz. Ama ne tuhaf; o koca metal yığınını, o devasa ağırlığı tek bir halatla kıyıda, hizada tutarsınız.
“Desinler” kalıbı da tam olarak böyle bir palamardır işte.
Bizi bitmek bilmeyen bir çabanın içinde, olduğumuz yere sabitler. Bazen “elalem çetesi”ne haraç ödetir ruhumuza, bazen yıllar öncesinden kopup gelen bir sesle aniden zihnimizi yakalayıverir:
Anlamadı...
Dinlemedi...
Dedi...
Demedi...
Aman, böyle demesinler!
Bak, böyle bilsinler!
Başkalarının zihninde inşa etmeye çalıştığımız o “kusursuz dünya” var ya; işte o bize en büyük cehennem olabilir. Farkında bile olmadan, bazen kendimizle inatlaşırcasına verdiğimiz o uğraşlar... Enerjimizi, dış dünyanın bizim hakkımızda ne düşündüğünü düzenlemek için hunharca harcıyoruz. Dikkatimiz hep kendimiz dışında bir yerlerde, hep birilerinin göz hizasında.
Peki, dikkat dediğimiz şey aslında farkındalık değil midir?
Günümüz dünyasının hoyratça dağıttığı o dikkatimiz, birilerinin onayı peşinde koşarken aslında en kıymetli hazinemizden çalıyor. Modern hayatın bir diğer “hediyesi” de unutmak... Az önce tüm dikkatini verdiğin o meseleyi, bir an sonra unutuvermek. Her şeyin hızla önemini yitirmesi.
Nereden gelmiştik bu konuya? Evet, palamar. Bizi hangi kıyıya, hangi yargıya bağladığını konuşuyorduk. O incecik ipin, koca bir hayatı nasıl sabitlediğini... Sahi, o ipi ne çözer?
Aslında çok basit: Onu azıcık gevşetip o halkadan çıkarttığınızda, gemi kendi yoluna gider. Hem de neyi geride bıraktığına hiç bakmadan... Çünkü seyir geriye doğru değil, ileriye doğrudur. Belki de hayatta başlamak ve bitirmek konusundaki o bitmek bilmeyen tereddütlerimizin asıl sebebi budur:
Başkası ne düşünür? Ya da ne düşünmez?
Ne diyelim... Palamarları gevşetme vakti gelmiştir belki de. Yolcu yolunda gerek dostlar.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Contact the public figure
Telephone
Website
Address
Istanbul
Opening Hours
| Monday | 09:00 - 17:00 |
| Tuesday | 09:00 - 17:00 |
| Wednesday | 09:00 - 17:00 |
| Thursday | 09:00 - 17:00 |
| Friday | 09:00 - 17:00 |