Mutlu Hayat Perdesi
18/05/2026
“Kalbim oradaydı ama hiç sokaktaki insan olamadım”
Bir oyun, yıllar sonra başka bir ihtiyaçla yeniden doğabilir mi? Bir ev ortamında izleyenleri derin ve farklı bir sorgulamaya iterek, üstelik bunu ince bir mizahla yapabilir mi? ‘Ev Yapımı Eylem’ “dayanaşamadığımıza dayanamıyorum” etrafında evde buluşan üç yakın kadın arkadaşın kendi hayatlarından yola çıkarak toplumsal meselelere varan sorgulamasının bir yolculuğu…
Şenay Tanrıvermiş’in kaleme aldığı, yönetmenliğini Pervin Bağdat’ın üstlendiği “Ev Yapımı Eylem”, sahnelenmiş okuma tiyatrosu formunun ilk ev gösterimi geçtiğimiz ay gerçekleşti. Alışılmış tiyatro sahnelerinin dışına çıkarak bir ev ortamında gerçekleşen bu ilk özel gösterimde ben de vardım; samimi ve farklı bir deneyim yaşadım. Gündelik hayatın içinden üç kadın arkadaşın sohbetinde geçen ‘Ev Yapımı Eylem’, bireyin iç dünyasına, seçimlerine ve hayatla kurduğu ilişkiye odaklanıyor. İzleyiciyi tanıdık gelen duygular üzerinden düşünmeye davet ediyor. Sade anlatımı ve güçlü metniyle öne çıkan oyun, küçük detayların büyük anlamlar taşıyabileceğini hatırlatıyor. Özlem Saraç, Ayfer Dönmez ve Bensu Orhunöz’ün etkileyici performanslarıyla hayat bulan eser, oyunculuk gücünü ön plana çıkaran yalın yapısıyla izleyiciyle doğrudan bir bağ kurarak, ev ortamının sıcaklığıyla seyir deneyimini daha da derinleştiriyor.
ile oyun sonrası sohbetimizin linkten, profilimdeki bağlantıdan ya da www.gazetepencere.com adresinden yazarlar bölümünden Mutlu Hesapçı sayfamdan okuyabilirsiniz!
https://www.gazetepencere.com/yazarlar/kalbim-oradaydi-ama-hic-sokaktaki-insan-olamadim-701091h
03/05/2026
Müzik, aşk ve iki kıyı arasında: Natasa Theodoridou
Hüzünlü, efkârlı, neşeli ya da mutlu… Hangi ruh hâlinde olursam olayım, kendim için mutlaka bir Yunan müziği açıyorum. Çünkü yoğun bir aşkın içinde olsam bile, Yunan şarkıları beni dipte bir hüzne sürüklemiyor; aksine o aşkı kutsayan, “iyi ki hissediyorum” duygusuna taşıyan bir yerden yakalıyor. Türkçe müzikte ise durum biraz farklı. Duyguma uygun bir “damar” şarkı mutlaka buluyorum ama sonrasında kendimi dağıtırken bulabiliyorum. Belki de bu, dilimin Türkçe olmasıyla ilgili; hissettiklerim daha doğrudan, daha sert çarpıyor bana. Yunan dilini bilmiyorum ama kendimi şarkının hissettirdiklerine bırakıyorum.Yunanlı sanatçılar arasında en sevdiklerimden biri de Natasa Theodoridou. Öyle ki Atina seyahatimde sahne aldığı mekânda onu canlı dinlemeyi çok istedim ama tarihlerimi uyduramadım. Natasa’nın “Mia Kokkini Grammi” adlı şarkısı ise benim için hep en başlarda yer aldı. O kadar çok dinledim ki zamanla sözlerinin Türkçesini merak ettim. Şarkıda şöyle diyor: “Hayatımı senin ellerine bağlamamı söyledin / Sonra da beni düşmeye bıraktın.”Yunanistan bir komşu ülke ve aslında birçok açıdan birbirimize ne kadar benzediğimizi görmek zor değil. Ben hem ülkeyi hem insanlarını seviyorum; müziklerini ise ayrı bir yere koyuyorum. Türkiye’ye gelen her Yunan sanatçının konserine gitmeye çalışıyorum. Ve şimdi, heyecanla beklediğim o konserlerden biri gerçekleşmek üzere. Natasa Theodoridou, İstanbul’da sahne almak için gün sayıyor. Yunan müziğinin güçlü sesi, 7 Haziran 2026’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu sahnesinde dinleyicisiyle buluşacak.Konser öncesinde İstanbul’da basın mensuplarıyla bir araya gelen sanatçıyla ben de bu buluşmada tanışma fırsatı yakaladım. Şarkılarını yıllardır severek dinlediğim bir isimle yüz yüze gelmenin heyecanını yaşadım ve kendisiyle özel bir röportaj gerçekleştirdim.
Röportajımızı linkten, profilimdeki bağlantıdan ya da www.gazetepencere.com adresinden yazarlar bölümünden Mutlu Hesapçı sayfamdan okuyabilirsiniz!
https://www.gazetepencere.com/yazarlar/muzik-ask-ve-iki-kiyi-arasinda-natasa-theodoridou-699198h
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Website
Address
Istanbul
34398