Sadece Bir Engel
Engelli (mi?) Özürlü (mü?) Sakat (mı?):
Her biri farklı anlam ifade etse de, toplumun geneli tarafından aynı anlamdaynış gibi kullanılmaktadırlar. Oysa `sakat` kelimesi vücudunda hasta veya eksik bir uzuv/organ olma halini (yani fizyoanatomik bir durumu) ifade ederken, `engelli` kavramı, günlük yaşama dair temel (eğitim, ulaşım, erişim vb) planlamalar yapılırken (herkesin göz önüne alınmaması sonucu) sakatların mağdur duruma düşürülmesini ifade eder. Bir başka ifadeyle, herkesin kolayca yararlandığı (Negatif) haklardan (toplu ulaşım, eğitim, kamu binalarından/hizmetlerinden vb.) yararlanamama durumunda sakatlığın değil, engellenmişliğin/engelleyenin sorunsallaştırılması için `engelli` kavramı yaratılmıştır.
Günümüz sosyal bilimlerinde konuyla ilgili iki temel bakış açısı vardır. Bunlardan biri Medikal Model, diğeri ise Sosyal Model`dir. Medikal Model, `sakatlığı olan bireye` ya da sakat kişinin yaşantısına değil, `sakatlığa` odaklanır. Yani sakatlığı daha en baştan sorun olarak ele alır ve sakatlığı düzeltmeye çalışır. Sosyal Model`de ise sakatlık hali ikinci plana itilerek, `çevresel, fiziksel, mekansal koşullar toplumsal tutumlarla birlikte bireyi engelli kılmaktadır` denir. Yani Sosyal Model sakatlığı değil, engellenme halini sorunsallaştırır ve o hali düzeltmeye çalışır. Bir anlamıyla Sosyal Model, Medikal Model`in antitezi gibidir.
Engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için 3 Aralık Dünya Engelliler Günü, 10-16 Mayıs da Türkiye Sakatlar Haftası olarak ilan edilmiştir.
Ne oldum deme,
"NE OLACAĞIM ?" de.
Engelliler
Engelli, doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, sakatlıklar (vücudun görsel/işlevsel/zihinsel/ruhsal farklılıkları) öne sürülerek, toplumsal/yönetsel tutum ve tercihler sonucu yaşamın birçok alanında kısıtlanan, engellerle karşılaşan kişi demektir.
Engelli; “normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar” olarak tanımlanmıştır. Bireyin fiziksel işlevlerindeki bozukluk ve bunların hareket yeteneğinde yarattığı eksiklik ve güçlük, onu toplumun diğer bireylerinden farklı kılar.
Bu farklılık engellilerin yaşadığı ayrımcılığın da asıl nedenidir. Bilindiği gibi
her türlü ayrımcılığın temelinde farklı olmak, yani “alışılmamış özelliklere” sahip olmak vardır. Fiziksel işlevlerdeki bozukluklar ve bunların hareket
yeteneği üzerinde yarattığı sınırlamalar bireyi toplumdan uzaklaştırır.
Toplumsal destek sistemlerinin yetersizliği, toplumun dışlayıcı tutum ve davranışları da engelli bireyin topluma eşit bireyler olarak katılmasını önler.
Bilindiği gibi aile, çocukların sağlıklı olarak yetiştirilip, gelişebileceği, önemini hiçbir zaman yitirmeyen evrensel bir kurumdur. Özellikle, ilk davranış
kalıpları, toplumsal hayata ilişkin kural ve roller, temel alışkanlıklar, mutluluklar, sevgiler, günlük ilişkiler içinde ailede öğrenilmektedir. Bu nedenle normal ya da özürlü, sorunlu ya da sorunsuz olsun her çocuğun, içinde büyüyüp gelişebileceği bir aileye gereksinimi vardır. Çocuğun özürü kesin olarak tanımlandıktan sonra, aile bireylerinin çocuğu ve özürünü kabullenebilmesi çok önemlidir.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Contact the business
Website
Address
Istanbul
SDSDSD