Eventful Agency
10/01/2026
Bugün çok özel bir gün 🌿
Yoga yolculuğumda bana sadece bedenimi değil, nefesimi, sabrı ve anda kalmayı da öğreten sevgili Nihan Hantal bugün evleniyor 🤍
Yıllardır matın üzerinde verdiği sakin güç, dinginlik ve dengeyi şimdi hayatının en güzel ortaklığına taşıyor.
Yeni hayatınızda da
aynı uyum, aynı denge ve aynı sevgi hep sizinle olsun ✨
Mutluluklar Nihan 🌸
23/12/2025
Bana bu yıl en çok sorulan soru şu oldu:
“Orayı mı daha çok seviyorsun, burayı mı?”
“Nereyi tercih ediyorsun?”
“Hatta… niye buraya geliyorsun ki?”
Açıkçası ben olduğum her yeri seviyorum.
Londra’ya gidince Londra’yı seviyorum.
Oradaki yaşamıma, düzenime çok çabuk alışıyorum.
Buraya gelince burayı seviyorum.
Evet, şehir kirliliği, trafik, her şey biraz daha zor.
Ama zor olmasına rağmen buranın en güzel tarafı;
diline, kültürüne, insanına hâkim olmak.
O duygu bambaşka.
İçinde yaşarken bazı güçlükler insanı bezdirse de,
köklerinin güçlü olduğu yer her zaman daha yakın geliyor insana.
Londra’dan buraya gelirken arkadaşlarımı görmeyi, onlarla birlikte olmayı isteyerek geldim.
Evde küçücük bir parti verdim.
Aslında çok ansızın oluverdi; hiç planım yoktu.
Ben davetlerin evin bereketini artırdığına inanırım.
İnsan ağırlamayı, dostlarla bir arada olmayı hep çok sevdim.
İki gün önce bahçede minik bir davet verdim.
Arkadaşlarımı görmek, sohbet etmek beni çok mutlu etti.
Bazıları yeni, bazıları çok eskilerden…
Birlikte bir şeyler paylaşmak, bence dünyanın en güzel şeyi.
İnşallah 2026 hepimize sağlık ve mutluluk getirir.
Daha çok davetler veririz,
daha çok birlikte anılar biriktiririz.
Hepinize şimdiden iyi yıllar 🤍
15/12/2025
İstanbul’dayken Londra’yı,
Londra’dayken İstanbul’u özlüyorum.
Hayat biraz da böyle değil mi zaten…
İnsan her yerde olabilmeyi istiyor 🤍
Londra’ya gelir gelmez evimi içime derin derin çektim.
İlk iş balkona koştum, çiçeklerime baktım.
Sardunyalar ne güzel açmıştı 🌺
Seyahate çıkarken evi jilet gibi temiz bırakırım.
Annemden kalma bir alışkanlık.
“Ölüm var, kalım var” diyerek her yeri derli toplu bırakırım.
Saygı mı, alışkanlık mı bilmiyorum ama bana iyi geliyor.
Dolapta kalanlar komşulara gitti,
doğum günümde gelen çiçekleri atmaya kıyamadım, onları da paylaştım 🌸
Şu iki haftalık Londra kalışına neler sığdı neler…
Bol yürüyüş (günde yaklaşık 7 km),
haftada 3 gün Thames’te rowing 🚣♀️
Özlediğim restoranlar,
özellikle Hint, Thai ve Japon mutfağı.
Granier & Co’da pancake,
iki ayrı kruvasan molası 🥐
Kensington’da yeni açılan Tiflis kafesinde kahve keyfi.
V&A’da Marie Antoinette sergisi,
Sadler’s Wells’te The Red Shoes balesi,
Cadogan Hall’da konser 🎶
Black Friday takip edildi, kozmetik stokları yapıldı,
Dyson’ın yeni saç kurutma makinesi alındı 💁♀️
Bir arkadaşımın doğum günü,
daha önce hiç girmediğim minicik bir private club’da kutlandı.
Kendi doğum günümü ise her zamanki klasiğim River Café’de,
sakin ve yakın bir arkadaşımla geçirdim 🤍
Pazar günü evde 16 kişilik davet verdim.
Mutfak ve servis: tek başıma ben 😂
Sonra Cem Yılmaz’ı izledim — harika bir performans.
10 yılda ikinci kez gittiğim Bicester Outlet’te
kendime yeni yıl için kırmızı bir elbise aldım ❤️
Çok heyecanlıyım…
Yılbaşında Paris’te, bir arkadaşımla olacağım ✨
Zoom toplantıları, Londra pazarları, marketlerdeki yenilikler…
Hepsini adeta içime çektim.
Accountant’ımla ilk doğum günü yemeğimi yedik —
harika bir beyefendi, keyifli sohbet.
Sonra sevgili Ece’nin davetiyle Londra’yı kapatıp İstanbul’a döndüm.
Hasan Abi’nin savimi, bana takılmaları… bayıldım 😄
Ayşe ile çok keyifli bir gün.
İşte benim yoğun Londra trafiğim böyle.
Şimdi iki valizle İstanbul’a gidiyorum.
Valizlerin içi peynir, salam, peçete, yılbaşı süsleri ve hediyelerle dolu 🧀🎄🥂
Yeni yıla girmeyi seviyorum.
Aralık benim ayım ✨💃🏼
01/12/2025
Bugün yine kendimi Covent Garden’ın o tanıdık kalabalığından sıyırıp Jubilee Market Hall’a attım.
Ne zaman gitsem mutlaka bir sürpriz çıkar karşıma… Bu kez de öyle oldu:
Bir tezgâhın köşesinde duran kristal şampanya bardaklarını gördüm ve bir anda “tamam, bunlar benim” dedim. O kadar zarifler ki, sanki başka bir zamandan gelmiş gibiler. 🥂✨
Jubilee Market’i her ziyaretimde sadece alışveriş yapmıyorum, biraz da zaman yolculuğu gibi geliyor. Çünkü buranın hikâyesi çok güçlü.
Meğer bina 1904’te, Covent Garden hâlâ dev bir sebze–meyve pazarıyken yapılmış. O dönem tüccarların buluştuğu, malların depolandığı bir ticaret merkeziymiş.
Sonra yıllar geçmiş…
1974’te sebze-meyve pazarı kapanmış ve bölge çöküşe geçmiş. Jubilee Hall da kaderine terk edilip neredeyse yıkılacakmış. Mahalleli sahip çıkınca bina kurtulmuş ve restore edilip yeniden hayata dönmüş.
Ve sonunda, 1987’de, bugünkü “Jubilee Market” olarak kapılarını açmış. Açılışı da Kraliyet Ailesi’nden Duke of Gloucester yapmış — yani aslında sandığımızdan çok daha köklü bir yer.
Bugün de hâlâ aynı ruhla devam ediyor:
• Pazartesi gerçek antika günü,
• Diğer günler vintage, el işi ve her köşede yeni bir hikâye…
Bir gün lüks bir kolye, ertesi gün eski bir harita, bazen de benim bugün bulduğum gibi kristal kadehler çıkıyor karşına.
Kısacası…
Jubilee Market benim için sadece bir pazar değil; Londra’nın içindeki küçük bir zaman dilimi.
Ve bugün eve iki tane çok güzel kristal bardakla dondum. ✨
30/11/2025
23/11/2025
Bu buluşmadan önce eserlerinin dünyada ne kadar ilgi gördüğünü okumuştum. 2018’de Neues Museum Nürnberg ve Singapur ArtScience Museum’da sergilendiğini; Paris Cité des Arts misafir sanatçı programına davet edildiğini ve Türkiye’de İstanbul Modern’in kalıcı koleksiyonunda yer aldığını biliyordum. Farklı ülkelerden koleksiyonerlerin genç yaşta işlerini toplamaya başlaması da dikkat çekiciydi.Yakın zamanda Londra’daki Tate St Ives’de yapılan Iron Earth, Copper Sky kitap tanıtımı da ilgimi çekmişti; fakat o gün ICA’de — Diageo Türkiye ev sahipliğinde — Burçak Bingöl’ün Frieze Sculpture’la kesişen etkinliğini organize ettiğim için katılamamış olmak içimde küçük bir ukde bırakmıştı.
Ama bugün…
Tam da İstanbul’da, kendi şehrimde, Galeri Nev’de onunla tanışmak çok daha doğru geliyordu. Bazen sanatçıyla karşılaşmanın doğru zamanı kendi kendine geliyor.
Konuşması o kadar sıcak ve samimiydi ki — daha ilk anda o yumuşaklığı hissediyorsunuz. Sohbet sırasında durdu, derin bir nefes aldı ve gözleri hafifçe dolarak:
“Üç kadınla büyüdüm… Soyadım İpek ya… Arkadaşlarım bana Ahmet demezlerdi; İpek derlerdi.”
dedi.
O kadar içten, o kadar duygulu söyledi ki… Sanki o cümle, duvarlardaki tüm işlerin üzerine hissediliyordu.Eserlere bakarken onun duruşu, sesi, sakinliğiyle tamamlandığını hissettim. Bir sanatçının işini bazen uzun uzun bakarak değil, onunla birkaç cümle konuşarak anlıyorsunuz. Bu yüzden sanatçı buluşmalarını hep çok severim; eserle sanatçının aynı anda görünür olduğu o anlar bana iyi gelir.
Bu akşam, Ahmet Doğu İpek’i Galeri Nev’de tanımak benim için unutulmaz bir andı.
Umarım ileride uzun uzun sohbet etme fırsatım olur.
Cliquez ici pour réclamer votre Listage Commercial.
Contacter l'entreprise
Site Web
Adresse
11 Rue Berryer
Paris
75008