Konserve Ruhlar Blog
03/04/2025
Geçen haftalarda keyifli bir dizi izledim. Patience. Otizim sendromlu arşivci Patience detaylar ve parçaları birleştirme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip. Patience'ın bu yeteneği dedektif Metcalf'ın ilgisini çekiyor ( ne klişe ama ) ve ona birlikte çalışmayı teklif ediyor. Buraya kadar ve evet gerisi de epey klişe. Ama yine de bu tarz diziler kendini izlettiriyor. Bütün bu dizilerin bir matematiği var. Hepsinde aynı çark işliyor....
BİR günlükleri-3 Formüllü diziler ve sıradaşı dedektifler Geçen haftalarda keyifli bir dizi izledim. Patience. Otizim sendromlu arşivci Patience detaylar ve parçaları birleştirme konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahip. Patience’ın bu yeteneği dedek…
02/20/2025
Kairos benim için üzerinde çok fazla düşündüğüm ve hakkında yazmaya korktuğum bir kitap oldu. Hakkında eleştiler okudum, yazarın söyleşilerini, katıldığı programları dinledim. Çevirmeni Regaip Minareci’nin konuk olduğu çevrimiçi söyleşiye katıldım. Kitabın oluşmasına katkıda olan unsurları görmek, parçaları birleştirmek kitabı okumak kadar keyifli bir süreçti. Böylece kitap zihnimde üç boyutlu bir anlam kazandı.
Daha ilk sayfalarda farklı ve zorlayıcı bir anlatım tarzı ile karşı karşıya olduğumu anladım. Bu beni korkutmaktan çok heyecanlandırdı. Bu güne kadar yazılmış binlerce kurgu ve kurgu dışı eserden nasıl daha farklı olabilir ki bir yazım tarzı diye düşünmeyin. Edebiyatta hala yeni ya da benzerlerinden farklı bir şeyler yapmak mümkün. İki ana karakter var kitapta. Biri gencecik, hayatının baharında diyebileceğimiz Katharina diğeri ise 50’li yaşlarında evli, bir çocuk babası, romancı Hans. Yazar sadece biriyle ya da sırayla bir kadının bir erkeğin bakış açısından yazmak yerine belirgin bir ayrım yapmadan, ikisinin de yaşanılan o an içindeki duygularını, hareketlerini, düşüncelerini birbiri ardına sıralanan cümlelerle yazmayı tercih etmiş. Yani önce adam anlatıyor, diğer paragrafa ya da sayfaya geçmiyoruz, hemen ardından kızın perspektifine geçiyoruz. İlk başlarda biraz yorucu ve anlaması güç gelse de alışınca muhteşem bir deneyim oldu bu tarzda okumak. Burada bu kitapla çeviri ödülünü alan Regaip Minareci’nin ne kadar muazzam bir iş yaptığını da belirtmek isterim. Olağanüstü bir çeviri olmuş gerçekten de. Jenny Erpenbeck, söyleşilerinde bu kitaptaki yazım tarzını şöyle tanımlıyor ; ‘‘ All the layers in one’’ diyor tekniğine. Bütün katmanlar bir arada. Ne söylüyor ama o aslında ne düşünüyor? Ne yapıyor? Bu ona ne hatırlatıyor? O anki gerçeğin katmanları ve saklanan gerçeğin katmanları ve arka planda olanlar bir arada metinde. Hem dinliyor, hem izliyor gibisin. Hem mesafeli hem çok yakından bir anlatım tarzı. Okurken ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Üç boyutlu yazma diye düşündüm ben bu tarzı:)
Devamı blogda 📚
Click here to claim your Sponsored Listing.