Eser Kitap
02/02/2018
Aşk ile tamûda olmak cennetidir âşıkûn
Lîk cennet de olursa tamûdur aşksuz âna
Aşk, bir insanın gönlünde olsa da o insanı cehenneme koysalar, âşık cehennemi cennete çevirir ve ona cehennem cennet olur. Çünkü âşık bilir ki; Nereye teveccüh etse, orası Allâh’ın vechidir. Hatta âşık cehennemi-cenneti bile görmez. Onun gördüğü, ma’şukunun vechidir. Ey tâlib-i hakîkat! Ayete nazâr eylesene... “Nereye dönerseniz Allâh’ın vechi [yüzü, zâtı] oradadır.” (Bakara:115).
Cehennem: Celâl tecellîsinin zuhûr yeri. Cennet ise; Cemâl tecellîsinin zuhûr yeridir. Bir kişinin kalbi, Hakk’a secde ederse, o kişide bulunan aşk, o kişiyi esmâ’da müsemmâyı müşâhedeye götürür. O zaman da her yer ve yön, gülistan olur. O âşık öyle bir zevke erer ki, nimet cennetleri âşığa o zevki tattıramaz. Çünkü aşk, karşılık beklemez. Onun [âşığın] kıyas yapacak aklı kalmamıştır.
Lakin bir âşığın aşkını alsalar, onu cennete koysalar, cennet ona cehennem olur. Zîrâ âşığa cennet, âşığın âşkıdır. Cennet için şu ayete dikkat et; “Rabb’in makâmından korkana iki cennet vardır.” (Rahmân: 46).
M. Efdal Emre
25/03/2017
Tur didüm göklere turdı gökler dahi karâr kıldı
Yüzbin dürlü âdem geldi getürüp gideren benem
Göklere emir verdim. Dur! Dedim, durdular. Gökler emrime uymakla, yerli yerince durdular, ölçülü değişmez hâle geldiler. Bu âleme yüzbin tane âdem yani insân-ı kâmil geldi ve gitti. Onları getirip götüren benim.
Tevhidde yer, süfli âlemlerdir [makam-ı fenâ-fillâh]. Gök ise, ulvi âlemlerdir [makam-ı bekâ-billâh].
‘Yüzbin türlü âdem geldi.’ Âdem'den kasıt, insan-ı kâmildir ki, onlara son yoktur. Muhyiddin ibni Arâbi Hazretleri Fütühât-ı Mekkiyye nam eserinde şöyle bir keşfini anlatır:
Bir hac mevsimi idi, Kâbe’yi tavaf ediyordum. Bazı ruhâniler gördüm. İnsanlar ve sâir eşyâ onlara engel teşkil etmiyor su gibi, hava gibi aralarından sızıyorlardı. Tavaf bitince onlardan birini tuttum ve ona sordum: Allâh’ınızın aşkına siz kimsiniz? O zat bana tebessüm edip: Muhyiddin! Ben senin kırkbininci soydan ceddinim, buyurdular. Bende: Nasıl olur, daha Âdem yaratılalı yedibin yıl olmadı, dedim. O zaman dedem olan zat bana: Sen hangi Âdem’den bahsediyorsun, size yakın olan Âdem’den mi, yoksa uzak olan Âdem’den mi? O zaman hatırıma Abdullâh İbn-i Abbas Hazretlerinin rivâyet ettiği şu hadis-i şerif geldi: “Allâh Âdem’den evvel yüzbin Âdem halk etti.”
İşte Yûnus’umuz bu sırra işâret ediyor ki, Yûnus’umuz bunu birinden almış değildir. Yûnus’umuzla Muhyiddin İbn-i Arabî Hazretleri aynı asırda yaşamalarına rağmen birbirlerini hiç görmemişler ve bir bilgi alışverişinde de bulunmamışlardır. Yûnus Emre mazhârından bu sırrı bizzat aşikâr eyleyen Allâh’tır. Bu böyle biline. Zîrâ ortaya çıkan gerçek şudur ki; Yûnus’umuzun ilâhileri tamamen ilâha aittir. Kâmillere, bazan böyle gaybî bilgiler bâtınlarından verilir...
Tüm bu Âdem’leri getirip götüren benim. Aslında Âdem olup gelip, giden O’dur... Sûretler seni yanıltmasın... Anla!..
satın almak için;
http://www.kitapyurdu.com/kitap/yunus-emre-divani-ve-serhi/370419.html&filter_name=yunus%20eser
http://www.idefix.com/Kitap/Yunus-Emre-Divani-ve-Serhi/M-Efdal-Emre/Din-Mitoloji/Tasavvuf/urunno=0000000650893
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Telephone
Website
Address
Istanbul